Alfred bu mektup kitabının sahibini biliyordu ama bu kadın şimdi neredeydi? Ne yapıyordu? Onca zaman sonra neden şimdi geçmişti bu defter eline ? Bir sürü cevaplanması gereken sorularla evden çıktı ve yürümeye başladı. Defterin adresinde minik harflerle yazılmış yarım yamalak bir adres vardı. Şehre biraz uzak mesafedeydi burası, kadını orada bulma ümidiyle yola çıktı eğer bulamazsa döndüğünde polise gideceğini söylüyordu kendi kendine. Adam iki saat süren yolculuğun ardından adrese gelmişti ama bir sorun vardı burası bomboş araziydi ve çevresinde ne bir ev ne bir dükkan barındırıyordu. Sadece yaprakları dökülmekte olan eski bir ağaç vardı koca arazinin ortasında. Adam ağaca doğru bir şeyler bulma umuduyla yürümeye koyuldu usuluca. Ağacın arkasında biri oturuyor gibi gördü miyop gözleri. Okumaktan harap olmuş bu gözlerin ilk defa doğru gördüğüne emindi. Ağacın yanına geldiğinde irkilmeden edemedi, sarı saçlı uzun yüzlü kırmızı elbiseli bir genç kadın oturuyordu. 

3 yıl önce kitapçıda tanıştığı kız değil miydi bu? Her 3 günde bir kitap alırdı alfred oradan, kız da orada çalışırdı. Konuşurlardı kitaplar hakkında , tahlil ederlerdi olayları, durumları, öyküleri. Ne alakaydı şimdi bu? Alfred’in varlığını hisseden genç kadın kalktı ayağa önce selamladı onu, adamı şaşkın bakışlardan kurtarmak için konuşmaya başladı:” son aldığın kitabı bitirdin mi?” Diye başladı cümlesine. Alfred sorunun saçmalığını düşünerek cevap verdi “ evet, bitirdim ama siz burada böylece, bir açıklama bekliyorum! O yazdıklarınız neydi?” 
Genç kadın konuşmaya başladı “ sen beni aldın ordan, üşüyodum ısıttın, korkuyodum cesaretlendirdin ve en önemlisi benim kendimi bulmamı sağladın, zihnimin en uç noktalarına ulaşmamı sağladın. Son tahlil ettiğimiz kitap kırmızıydı, bahsettiğim kırmızı sevdası da bu yüzden. Önce aklına girersin bir ruhun, vakit geçirdikçe de kalbine. Zihnin sana oyun oynar , aklını normalden fazla çalıştırmaya başlar. Ruhuma işlemiş bir insanın bunları bilmesi gerektiğini düşündüm, bu yüzden buradasın. Kitaplarla olan bağım senin sayende. Sana önceden bir mektup yollamıştım okusaydın gelmen gereken yeri bilirdin. “

Bir hafta önce postalarla gelen zarflar arasındaydı demek bu bahsettiği mektup, alfred açmamıştı hiçbirini, içini pişmanlık kapladı aniden. 
Adamın yüzünden okumadığını anlayan genç kadın tekrar konuşmaya başladı “ ben de öyle tahmin etmiştim, o yüzden evine bu defteri yolladım , her şeyden haberdar ol diye. o zarfı açmayıp bir köşeye atarak sen kaderini belirlemiş oldun. Bunu anlaman için seni buraya getirttim. Elveda diyorum sana kendine ve gözlerine de iyi bak güzel insan. “ 
Bu sözleri söyleyip yanından bir rüzgar gibi geçti genç kadın. Alfred’in kafasına o zaman dank etti : hayat böyleydi işte bize bahşedilen şanslar ve yollar vardı. İyi kullanıp kullanmamaktı bütün mesele, sırrı buydu. 
Adam bu sınavdan kalmıştı, kadınsa kendi zaferiyle uçuşan elbisesinin pilelerini dahi tutmadan yoluna gidiyordu...


Umarım vermek istediğim mesajı anlamışsındır sevgili okuyucu, yorumlarını bekliyorum :)