Kafam  hala aynı noktada. Gitmesini istediğim birinin gitmemesi gibi duruyor orada. Tıpkı bu güzel şehrin içindeki gri insanlar gibi sisli ve renksiz. Adam kadını bulmaya çalışıyor, koşuyor , koşuyor , koşuyor... 
Bunca çabaya  , üstünden milyon tane ter tanecikleri akmasına rağmen istediğini alamıyor. Gri şehir ve renksiz insanlar bütünü arasında herkes aynı değil mi? diye soruyor kendine. Bulmak istediğin kişi nerede Alfred? diye soruyor kendine. Cevap basit ; zihninde 

Alfred bir süre aldığı cevabın ağırlığıyla ezilirken aklını ve düşüncelerini korumaya, onları yok etmemeye çalışıyordu. Şaşkınlık hissi bütün bedenine yayılırken ayakta zor durmaya çalışıyor, ahşap direklere bütün ağırlığını verip yaslanmışken birden kendini yerde buldu. Zihnini ve bedenini tekrar kaldırması gerekiyordu peki bunu başarabilecek güce sahip miydi?


İlk kısa öykü denememle karşınızdayım, bir miktar fikirlerinizi bekliyorum :)